LIFE UPDATE: Istanbul, Yeni Evim, Maya

15 October 2018


Hey, ben geldim! Blogta uzun bir sessizlik olduguna göre yine cok sey degisti demektir. Beni sosyal medya hesaplarimdan takip ediyorsaniz, storylerimi izliyorsaniz illaki bircok seyden haberiniz vardir. Ancak hayatimdaki bu degisime blogumda da yer vermek, detayli, uzun uzun anlatmak istedim.  Hem sizi güncellemek icin, hem de kayda deger bir sey oldugunu düsündügüm icin. Cünkü burasi düsüncelerimi toparladigim, hayatimdan ve kendimden bahsettigim, tamamen "ben" olan bir yer - bu blog benim bir parcam, ve hala en güzellerinden biri.

Evet, hala en güzellerinden biri. Ve kirletmemek adina, sadece bir seyler yayinlamis olmak icin degil, gercekten icimden geldiginde ve kelimelerimin parmak uclarimdan akabilecegini hissettigimde yazmak, blogum konusunda en büyük prensibim. Bu yüzden ara ara sessizlik oluyor. Bundan sonra da illaki olacaktir. Tabii ki daha düzenli yazmak istiyorum, ama ilham düzenlenebilecek bir sey degil. "Neden artik yazmiyorsun?" sorusunun cevabi bu.


Istanbul'a tasindim.
1 cümle, 2 kelime. Istanbul'a tasindim. Nedenini nicini birakin simdi, "tasindim"a odaklanalim, ondan sonra Istanbul'a. Sizce tasinmak nasil bir sey? Bilmediginiz bir sehre, ya da bildiginiz? Hic aniden, "ben kalmaya karar verdim" diyip kaldiginiz bir yer oldu mu? Ben yaptim bunu ve epey heyecanli bir sey oldugunu söyleyebilirim. Istanbul bilmedigim bir sehir degil tabii, yilda kac kez geliyordum, tanidigim insanlar da var ayrica, öyle cok yabanci bir sehir degildi hic benim icin. Ama daha önce yasadigim bir yer degildi. Bu yüzden yine de yeni sayilir. Temmuz'da Türkiye'ye geldim, tatile gittim. Ve beklenmedik bir sey oldu, kücük bir haber. Ve kendimi hayatin akisina biraktim. Bir bildigi vardir dedim, güvendim ve kabul ettim beni yönlendirmesini. Su an buradayim. Ev tutmam da tasinmaya karar vermem kadar hizli oldu. Internette ilanini gördügüm eve bakmaya gittim ve o kadar bana uyan bir daireydi ki hemen tuttum. Bu arada baktigim tek daire oldu bu, epey sansliydim sanirim bu konuda, nokta atisi oldu. Neyse, dösedim kendi zevkime göre, düzenimi kurdum. Eve ve ortama alismam hic uzun sürmedi, yaklasik 1,5 aydir buradayim ve sanki hep buradaymisim gibi hissediyorum. Ev konusuyla ilgili, mesela sifirdan ev dösemenin maliyeti, tek basina nasil yapilir nasil edilir, veya özellikle Istanbul'a tasinmayla ilgili detayli bir yazi yaz derseniz, bunu yorumlarda belirtebilirsiniz. Bu yaziyi uzatmamak adina biraz kisa kesecegim.


Eee, Istanbul peki? Ona da alisabildim mi? Bence Istanbul, kendine ait bir dünya. Baska sehirlerle karsilastirmak cok sacma olacaktir, gerek yurtici gerekse yurtdisi. Ama özellikle yurtdisindan gelen biri icin Istanbul sampiyonlar ligi gibi bir sey bence. Bunu cok muhtesem oldugu icin söylemiyorum - hic de muhtesem degil cünkü. Türkiye'nin kendine ait bir sistemi var (ya da sistemsizligi mi desem?), keza Istanbul'un da bundan apayri bir sistemi var, tamamen kendine ait. Yurtdisindan gelen biri, Türkiye'ye sık sık tatile gelse bile Türkiye'yi bildigini ve tanidigini iddia etmesin. Ayni sey Istanbul icin de gecerli. Ben öncesinde 1 yil Izmir'de kaldigim icin ve neredeyse her 3 ayda bir Istanbul'a gelip 1 ay kaldigim icin idmanli sayilirim. Bu yüzden asinayim aslinda buradaki yasama ve soka ugramadim. Alistim mi peki? Hayir. 

Alismamak icin elimden geleni yapiyorum, cünkü alisirsam gitmek isteyecegim, biliyorum. Icimdeki o sürekli yeni bir sey kesfetme dürtüsü beni baska bir yere sürükleyecek. O yüzden alismayi cok da aceleye getirmiyorum. Evet, evime alistim ve cok seviyorum. Evet, Istanbul'a da bir nevi "alistim", ama bunu tanimak olarak adlandiralim. Istanbul'la flört etmeyi coktan biraktik, artik bana biraz daha gercek olan yüzünü gösteriyor. Trafigi lanet ettiriyor, ve insanlari güldürüyor. Herkesin kendini cok kurnaz zannediyor olmasi ve kimden ne cikar elde ederim diye kovalamalari beni gercekten güldürüyor. Böyle bir seyle karsilastigimda verecegim tepkiyi de kestiremiyorum. Cünkü ne söylesen o tas kafanin icine girmiyor. Siz dogruyu savundugunuzda burada toplumdan sivriliyorsunuz cok cabuk ve göze batiyorsunuz. Hakkinizi aramaya kalktiginizda ise sizin kendinize olan güveninizi sarsmaya calisircasina ufaktan asagilamalar ve üzerinizde hakimiyet kurmaya calismalar basliyor. EGO. Büyük harflerle yazilmasi gereken bir sey burada. Bu sistemde herkes öyle asagilaniyor ki, inceden bir asagilik kompleksi seziyorum cogu insanda. Ve bu asagilik kompleksini, baskalarini asagilayarak baskilamaya calisiyorlar. Isin aci yani ne biliyor musunuz? Kücüklükten gelen bir sey bu. Cocuklarin ciddiye alinmayisindan kaynakli bence bu toplumun su anki hali. Gerekli egitimi (ve bundan kastim sadece okul degil) alamadiklarindan ve "sen kücüksün bilmezsin" gibi laflarla "kafalarina vurulmasindan" kaynakli bütün bunlar. Bu bireyler de büyüyor, ve asagilayan taraf haline geliyor, cünkü baska türlüsünü bilmiyorlar. Maalesef saygisini yitirmis cogu kisi - öncelikle kendine. Ve bunu hicbir sekilde belli bir kesim icin söylemiyorum. Genci yaslisi, zengini fakiri, topluma ve bilime mal olmus "saygin" kisilikler ya da degil - fark etmiyor. Durumu veya pozisyonu ne olursa olsun, göremedikleri saygi var, ve bu hissi baskilamak icin ayni seyi yapiyor olmalari. Iste bu beni en cok zorlayan konu. Benim icin saygi, ikili iliskilerde dünyadaki en önemli sey. Ve kimsenin, kendini kimseden üstün görme gibi bir hakki yok, olmamali. En son bir profesörle "tartistim". Tartismak denilemez buna, cünkü kendisi tartisma yetisinden yoksundu. Yaziklar olsun diyecegim sözler söyledi ve cok büyük terbiyesizlik yapti. Yani anlayacaginiz, okumakla da adam olunmuyor. Temeline inersek cok yanlis bir mentalite hakim sanirim toplumun genelinde. Ve bu saygisizliklar ve ego kasma olaylari beni gercekten tek zorlayan sey. Görmezden gelinecek tarzda bir sey degil bu ve buna ne kadar tahammül edebilirim bilmiyorum.

Bu tarz insanlarla illaki karsilasiyorsunuz, önemli olan sürekli mi? Eger degilse ve cevrenizde muhtesem insanlar varsa, Istanbul cooook güzel bir sehir. Inanilmaz cok olanak sagliyor, inanilmaz keyifli vakit geciyor, gezecek görecek birsürü yer var. Yani sıkılmak imkansiz aslinda. Tatsiz bir olay oldugunda giy spor ayakkabilarini, bogaz kenarinda yürü veya kos - lükse bak! Enerjini atmak icin Besiktas macina git, aksam cik arkadaslarinla Kadiköy'de kadeh kaldir, veya Moda'da günbatimini seyret. Gercekci olalim, Istanbul gercekten güzel ve herkesin yasamak isteyecegi bir sehir. Evden cikip birkac dakikada Bogaz'a ulasabilmek, herkesin gezmeye geldigi sehire "evim" diyebilmek, trafigine  ve insanina alisip dünyanin hicbir yerinde sıkıntı cekmemek :D, kendin olabilmek, hayallerini gerceklestirebilmek - o kadar cok imkan ve firsat var ki, sadece görmek gerek. Istanbul'da yasamak hayatimdaki en iyi tecrübelerden biri olacak bundan eminim. Iyisiyle kötüsüyle Istanbul beni yogursun istiyorum. Sehirler biriktiriyorum.


Tanistirayim, kizim Maya.
Iyi ki Istanbul'a geldim ve onu buldum dedigim sey de bu kücük kiz. Canim kizim Maya. Besiktas iskeleye yakin bir yerde kesisti onunla yolumuz. Daha cok kücük, 1,5 aylik. Agliyordu ve titriyordu, korkmustu. Annesi var mi yakinlarda diye bakindim, yoktu. Zaten yalniz kalmis duvar kenarina sinmis, üsüyordu. Onu kucakladim, bana hemen güvendi ceketimin icine sokuldu. Kiyamadim orada birakmaya, sen artik benim kizim ol dedim eve getirdim. Biraz isindi, karnini doyurdum ve veterinere gittik. Güzelce asisini oldu, ilacini aldi. Parazitlerini atmasi uzun sürdü ama, cocugum 1 hafta boyunca ishaldi. 2 kez parazit asisi oldu, 2 kez antibiyotik aldi, vitaminler aldi. Su an bu yaziyi yazarken kucagimda uyuyor ve cok saglikli. Artik iyilesti, güzel güzel mamasini yiyor ve oyunlar oynuyor. Bugün 2 hafta oldu bana geleli, o kadar alistik ki birbirimize. Onu hayatta birakmam, evladim gibi seviyorum. O da beni seviyor ama, kucagima gelir sevdirir kendini, yanagimi yalar, ellerimi isirir. Tam bir sevgi yumagi, hic kiyamiyorum ona ve öpmelere doyamiyorum. Onu sahiplendigim gün bütün enerjim degisti. Bilmiyorum böyle ilginc bir sey oldu icimde, annelik güncellemesi geldi sanki icime. Iyi ki beni secti, benim kizim oldu.

Yani bunlar beni son haftalarda mesgul eden seylerdi. Evimin dekorasyonuyla ugrasiyordum bir yandan da, birkac eksigim vardi onlari tamamladim. Arkadaslarimla keyifli vakit geciriyorum, geziyorum dolasiyorum, isime devam ediyorum, Maya'mla ilgileniyorum. Bizde günler böyle geciyor bu aralar. Keyfim yerinde anlayacaginiz. Bloga da geri döndügüm icin ayrica mutluyum. Eger yazi fikirleriniz varsa ya da hakkimda merak ettiginiz, illa yaz dediginiz bir konu varsa mutlaka yorum olarak bu yazinin altinda belirtin, benim icin cok iyi olur. Hadi bakalim, o halde bir dahaki yazida görüsmek üzere!

Kocaman öpüyorum,
Eylem

3 comments :

  1. Ne güzel yazmışsın içten ve samimi gerçek dünyayla hayal dünyasını ayırt edebilmek zor olmasa gerek işte maalesef Türkiye burası,ama enerjin havan güzel olduğu sürece daima güçlü kalırsın,başarılı olursun,ve biraz klasik olacak belki ama parası olan ve yanında ona destek olabilecek bir veya birden çok kişi varsa herkes bir şekilde her şeyin üstesinden gelebilir,maddiyat ve sevgi önemli bir unsur yaşamak için. Kediye bayıldım çok temiz rengide çok şahane güzel denk gelmiş çokca sevindim :* Herşey gönlünce olsun Sevgiler ...

    ReplyDelete
  2. neredeyse her gün bloga bakıyordum. hoş geldin ;) özlettin :( çünkü ben instagram vs kullanmıyorum. dekorasyona yazısına hayır diyemiyeceğim hazır evi boyatmış ve ufak bazı düzenlemeler yaparken kaynak, görsel vs ... hayırlı olsun taşınman ve mink bebişin. acaip sevimli :)

    ReplyDelete
  3. Yeni hayatında çok çok mutluluklar dilerim güzellikler seninle olsun. İstanbul bambaşka bir dünya... Maya çok tatlı bu arada :)

    ReplyDelete